KATEGORİLER
 
 
Ana Sayfa

 '' Başkalarını değiştiremezsiniz ancak kendinizi ve bakış açınızı ve algılamanızı değiştirirseniz zaten herşey ve herkes değişmiş olacak .''

İNSANIN AŞK ANLAYIŞI
RAFETİN ŞARKISI: ÖMRÜMÜN SAHİBİ ŞARKISI ÜZERİNE YORUMUM, KENDİMCE..
benim ömrrümün sahibi kesinlikle benimdir..tehlikeli bir ifade aslında ömrümün sahibi sen demek yani hayatımla ilgili herşey sana ait artık ben yokum sadece sen varsın ve ben artık koşulsuz sana bağı mlıyım demektir..aşkın doğasında kişi kendi benliğinden vazgeçmez benlikten vazgeçmek yaşarken ölmek demektir..aşk da bireyler karşılıklı olarak kişiliklerine farklılıklarına derinden saygı duyar bunun sonucunda aşk ve sevgi derinden kök salar..kendimizden vazgeçip, kendimiz reddetip karşıdaki insana kendini adamanın adına aşk demezler olsa olsa tutkulu bağımlılık derler..bağımlı insan bağımlı olduğu unsur olmadan yaşayamaz düşünemez artık bağımlı olduğu unsura endeksli adeta parazit bir hayat sürer..zaten bağımlı olunan kişide bir müddet sonra karşıdaki kişinin silik ve kendisi olmayan tavırları sonucu o kişiyi sevimsiz bulur, belki aldatır belki de bırakır...aşk çogu insan tarafından yanlış biliniyor..kimi fizikten etkileniyor ve aşık oldum diyor,kimi kişinin sahip olduğu maddi varlığından etkileniyor aşık oldum diyor, kimi çocukken anne baba tarafından yeteri kadar şefkat görmediği için kendisine şefkatle yaklaşan kişiye ilgi duyup aşık olduğunu iddia ediyor, kimi ise karşıdaki insanın sasdece kafa yapısını kendisine yakın bulduğu için aşık olduğunu iddia ediyor, kimi ise kendisinde eksik olan yetenekleri karşıdaki insanda görünce onu elde edip kendini tamamlama düşüncesiyle aşık olduğunu iddia ediyor,kimi ise geçmiş kötü aşk deneyimleri sonucu yaşadığı acılara son verme adına güvenli liman bulma adına niteliklerini tam bilmediği kişiye aşık olduğunu iddia ediyor,tüm bu sayılanlar gerçek aşkı yansıtmaz ..gerçek aşkın olması için öncelikle kişinin kendisine aşık olması gerekiyor,yani kendimizin mükemmel olduğunu idrak edip bu yüzden koşulsuz kabul edersek ve seversek o zaman karşı cinste ruhsal bütünlük sağlama adına diğer yarımızı bulmak kolay olur..aşk iki kişinin bir olmasıdır..aşk karşıdaki insanı bedensel kimliğinden ziyade insani kimlğiyle( vicdan, merhamet,saygı,sadakat,empati vs) değerli görme ve o şekilde yaklaşmayla anlam kazanır ve ölümsüz olur..aşkta maddi beklentiler ön planda olursa( cinsellik, iyi giyim bakım için parasal beklentilerin yol açtığı durumlar,sürekli en iyisini alma ihtiyacı) aşk aşk olmaktan çıkar sevginin yerini maddi hazlar alır o da aşkın doğasını bozar bir müddet sonra eşler birbirne sevgi varmek yerine maddi olanaklar sunar ...maddi kaygı aşka yansıdımı ilşiki sonlanıyor demekti...aslında aşkın derin doğasında ilahi huzuru arama arzusu vardır...leyla mecnun olayı gibi..aslında mecnun leylada asıl bulduğu şey yaratanın sonsuz aşkıydı.ama yaratanın aşkına ulaşması için leylaya aşık olup ona ulaşamamanın verdiği acıyla daha büyük bir aşk arama arzusu yaratana aşık olmasıyla son bulur...gerçek aşık olanlardan olmak ümidiyle.be... şeri aşk yoktur aslında..aşkın doğasında, özünde, bilinçaltında kişinin sonsuz yaşama isteği vardır..çünkü insan sürekli olarak yaşamak ister ölümü içten içe reddeder,o yüzden aşk durumunda bireyler söz veririler sonsuza kadar ayrılmayacaklarına dair..ama beşer beşere sonsuzluğu veremezki...mezara kadar sürer, bu yüzden insan aslında sonsuz aşkı huzuru sevgiyi merhameti , onu yaratanda bulur..ilahi aşk kavramı insan olma hazzının doruklarıdır..çünkü bu aşkta çıkar yok,sonsuz itaatin verdiği özgürlük vardır..o yüzden mevlana şems i tebrizi yunus gibi dehalar ermişler insanın insana gerçek manada huzur vermeyeceğini keşfediyor ve tüm güzelliklerin sahibi yaratanın en güzel oldugunu anlayıp o na koşulsuz teslim olunca derinlik başlıyor,bilgelik başlıyor beşeri hazlar anlamsızlaşıyor,ve ruhlarında tasa endişe korku tatminsiziık bitiyor..çünkü dünyalıktan geçiyor ve ruhları mütthiş bir huzurla kaplı olunca dünyalığın hazzı onlara basit geliyor ve dünyalığa değer vermiyorlar hocam...yani sonzuz haz dururken fani aldatıcı hazzın peşinde koşmak acizlik olsa gerek....bir lafım var benim meşhur olmayan ' dünyalıktan geçmeden tarihe geçilmez' diye..insan olma erdemide aslında aynı paralelde..kişi ancak dünyevi hazları aştımı huzura kavuşuyor..dünyevi hazlardan daha üstün haz olmalıki insan ona yönelip dünyalığa değer vermesin.o haz da yaratanın sevgisi, aşkıdır..evet ALLAH A aşık olmak bize hem bu dünyada hem asıl yurt olan ahirette tüm kapıları açacaktır...tasavvufta şu vardır, şair ALLAH TAN kendisine aşk acısı vermesini ister çünkü aşk acısı insanı acısın dindirmek için arayışa iter o arayışta kişiyi rabbine kavuşturur..yani kendini arayan rabbini bulur bir nevi..leyela mecnunda yine sonuç gerçek aşk yaratana olan aşktır ve beseri aşkın temelinde de bireylerin birbirlerine aşık olmaınsın nedeni ikisininde yaratandan dolayı sevme çabalarıdır..yani ALLAH Hz MUHAMMET E habibim yani sevgilim demiş,ve onun için evreni yaratmış..aşk bu işte..mevlana ile şems arasında derin aşk var tabi bu dar anlamda cinsel açıdan değil tabii, ikiside rauhsal boyutta yaratana aşık oldukları için birbirlerinin dilinden iyi anlıyor gönül birliği var, başka insanlarda bulamadıkları manevi huzuru birbirlerinde buldukları için derin bir aşk muhabbbet var,ve şems öldürlünce mevlana çok üzülüyor,çünkü mevlanayı sevenler şemsi kıskanıyor ve onu öldürüyor..aşk böle bişey bence..
kaynak-alıntı

Selam ve Dua ile...
                                Dt.Zekiye Dikmen
  Haberler & Duyurular
  Sondakika | haber7com sondakika haberleri
 

1 kişi çevrimiçi
Meşrutiyet Caddesi 15/15 Kızılay / ANKARA Tel: 0312 418 67 31 - 0532 237 32 73
©Zekiye Dikmen 2007